Şimdi Üye Ol

Giriş

Şifremi Unuttum

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Bir bağlantı alacaksınız ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş

Şimdi Üye Ol

Hesap oluşturarak soru sorabilir ve sorduğun soruları takip edebilirsin, hesap oluşturmak için birkaç saniyeyi ayırmalısın.

Bir Müslüman’ın Bilmesi Gerekenler

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdü lillahi Rabb’il-‘âlemîn. Elhamdü lillahi hakka hamdihî ve senâihî. Vessalâtü vesselâmü ‘alâ hayri halkıhî Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve sahbihî ecme’în.

  • Her şeyin yoktan var edeni Allahu Teâlâ’dır. Vardır, birdir, diridir, görür, işitir, bilir, her şeye gücü yeter, yoktan var eder. O’nun varlığının başlangıcı da yoktur, sonu da yoktur. O’ndan başka Tanrı yoktur. Yarattıklarından hiçbirşeye benzemez. Varlığı kendi zâtıyladır, var olmak için başka bir şeye muhtâc değildir. Onun zâtı, var olması, bilmesi, görmesi, işitmesi bizim gibi değildir. Onun görmesi göz ile değil, işitmesi kulak ile değil, bilmesi beyin ile değildir. Allahu Te’âlâ bunlardan münezzehtir ve bunlara muhtâc değildir.
  • Allahu Te’âlâ zamansız ve mekânsızdır. Hiçbir şeyin içinde değildir, dışında da değildir.
  • Allahu Te’âlâ yaratılanlardan hiçbir şeye hiçbir yönden benzemez. Akla ve hayâle ne gelirse O değildir.
  • Allah’ın zâtı cisim değildir. Maddeden, atom ya da zerre denilen şeylerden oluşmamıştır.
  • Allahu Te’âlânın sıfatları da kendisi gibi ezelî ve ebedîdir.
  • Allahu Te’âlâ’dan başka her şey sonradan yaratılmıştır, onları da yaratan Allah’tır (celle celâlühû).
  • Cennete ancak Müslüman olarak ölen girecektir. İslâm dini üzere ölmeyen cehennemde sonsuz kalacaktır. Müslümanlardan cehennemde yananlar olacak olsa bile orada sonsuz kalmazlar, sonunda çıkıp cennette sonsuz yaşayacaklar.
  • Cennet ve cehennem şu an vardırlar ve ebediyyen var olacaklar.
  • İslâm dininden olmayana kâfir denir. Kâfirin Müslüman olması için kendi bozuk inanç ve dinlerinden berî olması şarttır. İslâm ile başka dini biraraya getirdim diyen İslâm’a girmiş olamaz.
  • Yahûdî, Hıristiyan ya da İslâm’dan başka bir dîne mensup olanların hiçbiri kendi dînlerin berî olarak İslâm dînine girmedikçe cennete kesinlikle giremez.
  • İslâm dîni kendisine ulaştıktan sonra aklı olan ve ergenliğe ulaşan herkes bu dîne girmek zorundadır. Yoksa cehennemde sonsuz yanarlar.
  • İslâm’da kesinlikle inanılması lazım gelen şeylerden birinde bile olsa şüpheye düşmek, onu inkâr etmek gibi kişiyi dinden çıkarır.
  • Allahu Teâlâ ne hüküm verdi ise güzeldir hoştur. Allahu Teâlâ’nın verdiği bir hükmü bile beğenmeyen onu kabul etmeyen gibi İslâm’dan çıkar.
  • Kişi içki içmek, zinâ etmek gibi kesin olan bir haramın helâl olduğuna inanırsa veya bir erkeğin dört kadınla evlenebilmesi gibi kesin bir helâlin haram olduğuna inanırsa kâfir olur.
  • Şirki veya küfrü gerektiren söz, hareket ve davranışlar dışında; büyük olsun küçük olsun hiçbir günâhı işlemek kişiyi dînden çıkarmaz.
  • Allah’ın hükümlerinin bir kısmını beğenip kabul edip bir kısmını beğenmemek ya da kabul etmemek, hiçbiri kabul etmemek gibidir. Böyle birisi kâfirdir, Müslüman değildir.
  • Kader haktır. Kader Allahu Teâlâ’nın her şeyi ezelde bilip takdir etmesidir, kullarını zorlaması değildir. Allahu Teâlâ ne takdir ettiyse o olur, ne takdir etmediyse o olmaz.
  • Hayrı ve şerri yaratan Allah’tır (celle celâlühû).
  • Allah (celle celâlühû) her şeyi bilir. En küçük zerreleri, kum tanelerini ağaçların yapraklarını da bilir, insanları gökleri yıldızları da bilir.
  • Allahu Te’âlâ kendisinden başka hiçbir şey yok iken de sonsuza kadar olacak her şeyi biliyordu.
  • Melekler Allahu Teâlâ’nın kendisine isyân etmeyen günâhsız kullarıdır.
  • Melekler kız değildir. Onların erkeklik ve dişilikleri yoktur. Onların kanatları vardır, o kanatların nasıl olduğu ise bilinmemektedir.
  • Bir insanda olabilecek her şeyin en güzeli son peygamber Hazret-i Muhammed Mustafâ (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizde toplanmıştır.
  • Hazret-i Muhammed Mustafâ (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz bütün yaratılmışların en üstünü ve Allah’a en sevgilisidir.
  • Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz son resûl ve son nebî, yani son peygamberdir. O, bütün cinlere ve insanlara peygamber olarak gönderilmiştir.
  • Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin sahâbesinden hiçkimse kötü değildir. Onların hepsi (radıyallahu anhüm) Allahu Teâlâ’nın seçkin kullarıdır. Hazret-i Alî (radıyallahu anh) efendimiz ile harb etti diye Hazret-i Mu’âviye (radıyallahu anh) efendimize ve O’nun yanındaki sahâbelere dil uzatmaya kimsenin hakkı yoktur. Onların aralarındaki harbler bir hikmete dayalıdır. Onları sıradan insanlar gibi sanıp saltanat kavgası verdiklerini sanmak câhilliktir, hak yoldan ayrılmaktır.
  • Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin sahâbesinin hepsi cennetliktir.
  • Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hazret-i Ebû Bekr (radıyallahu anh), sonra Hazret-i Ömer (radıyallahu anh), sonra Hazret-i Osmân (radıyallahu anh), sonra Hazret-i Alî (radıyallhu anh), sonra diğer sahabelerdir.
  • Allahu Teâlâ’nın hükümleri belli bir zamana değil, kıyamete kadar her asra hitâb eder.
  • Hiçbir görüş, felsefe, ideoloji, fikir akımı, düşünce, teori asla ve asla İslâm’dan daha güzel ve daha iyi olamaz.
  • Hadisleri inkâr etmek Kur’ânı inkâr etmektir. Yalnız Kur’ân-ı Kerîm’e bakarak Allah’ın muradı anlaşılmaz.
  • Kur’ânın meâline bakıp anladığıma göre hareket ederim diyen zındıktır. Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok ifadeler çok yönlüdür. Her okuyan kendi kafasına göre bozuk anlamlar yükleyebilir. Kur’ân-ı Kerîm’i Resûlullah (sallallahu aletyhi vesellem) Efendimizin hadisleri açıklamıştır, doğru mânâları O’nun hadisleri vermiştir. Bu hadislerin de hangileri ile nasıl amel edileceğini müctehid olan âlimler açıklamıştır.
  • Müslüman Ehl-i Sünnet’e göre inanmalı, dört hak mezhebden birine göre de amel etmelidir.
  • Bir Müslüman ictihâd derecesinde bir âlim olmadıkça Kur’ân’a ve hadîslere bakarak mana ve hükümler çıkarmaya yeltenemez. Eğer bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
  • Hak olan i’tikâdî mezheb yalnız ama yalnız Ehl-i Sünnet ve’l Cemâ’at’tır.
  • Ehl-i Sünnet ile başka Ehl-i Bid’at, felsefe ya da çeşitli görüşlerin arasındaki bütün ayrılıkların tamamında Ehl-i Sünnet haklıdır.
  • Ehl-i Sünnet inancında olmayan Ehl-i Bid’at denilen fırkalara mensup insanlar inançlarının bozukluğu nisbetinde cehennemde yanacak, eğer inançlarının bozukluğu kendilerini İslâm’dan çıkarmadıysa sonunda cehennemden çıkıp cennete girecektir.
  • Ehl-i Sünnet’in halefi iki bölüktür: Mâtürîdîlik ve Eş’arîlik. İkisi de haktır. İkisinin arasındaki ufak ayrılıklar birbirlerini hak olmaktan çıkarmaz.
  • Ehl-i Sünnet dışı bazı fırkalar Şî’îlik, Mu’tezile, Hâricîlik ve kendilerini Selefîlik olarak adlandıran Selef’in anlayışından sapmış olan Vehhâbîliktir. Bunların bozuk görüşlerinden uzak olmalı, Ehl-i Sünnet i’tikâdından ayrılmamalıdır.
  • Ehl-i Beyt’i hakkıyla yalnız Ehl-i Sünnet sevebilmiştir.
  • Ehl-i Beyt’in sevgisi Ehl-i Sünnet’in sermayesidir.
  • Hak olan amelî mezhebler dört tanedir: Hanefî, Mâlikî, Şâfi’î, Hanbelî. Her Müslümanın bu dört mezhebden birinde bulunması ve kendi mezhebine göre amel etmesi lâzımdır. Şî’îlerin ameldeki mezhebi Ca’ferîlik hak mezheb değildir.
  • İslâm, dîn, şerî’at, millet kelimeleri aynı anlama gelir.
  • Şerî’ata sövülmez. Şerî’at demek Allah’ın dîni demektir.
  • Hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de ya da hadîs-i şerîflerde cennetlik veya cehennemlik denilen kimselerden başka hiçkimse için kesinlikle cennetlik ya da cehennemlik dememiz doğru değildir. Çünkü kimin hangi hâl üzere öldüğünü veya öleceğini bilemeyiz.
  • İslâm dîni Allah’ın dînidir. Allah’ın dînini Resûlullah (sallallahu te’âlâ aleyhi vesellem) açıklamıştır. Bana göre böyle, ben şöyle anlıyorum demekle dîn olmaz. Kişi kendi kafasına göre değil, Allah’ın bildirdiğine göre inanırsa Müslüman olur.
  • İslâm dîni vardır, İslâm görüşü yoktur. İslâm’da felsefe yoktur, İslâm felsefesi yoktur. Çünkü felsefe ve görüş yorumdur. Allahu Teâlâ’nın dîni İslâm’ın bize bildirdiği her şey kesindir. Kesin olan bir şeye yorum yapılamaz.
  • Allahu Te’âlâ’nın ve O’nun peygamberi Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin bildirdiği her şey doğrudur, yanlış olma ihtimâli yoktur.
  • İslâm’da aklın almadığı şey çoktur, akla uymayan bir şey ise yoktur. Çünkü akıl ancak duyu uzuvlarıyla algılayabildikleri hakkında hüküm verebilir. Algılayamadıkları şeyler için hüküm vermesi boştur.
  • Aklı yaratan Allah için aklın almadığı şeyleri yaratmak zor değildir. Muhakkak ki Allah her şeye kâdirdir.
  • Allahu Teâlâ dînini peygamberler aracılığı ile bildirmiştir. İlk peygamber Hazret-i Âdem (aleyhisselâm), son peygamber Hazret-i Muhammed Mustafâ’dır (sallallahu aleyhi vesellem). Peygamberlerin bildirdiklerinin hiçbirinde yanlışlık yoktur.
  • İnsanların maymun ya da başka bir canlıdan geldikleri yalandır. İlk insan Hazret-i Âdem (aleyhisselâm)dır. Allahu Te’âlâ O’nu kudretiyle toprak ve sudan yaratmıştır. İnsanların başka canlılara bazı yönlerden benzemesi ile onlardan geldiğini iddia etmek ve böyle inanmak yanlıştır.
  • İslâm’da cihâd vardır. Cihâd insanları öldürmek değil, insanları cehennemde sonsuz yanmaktan kurtaracak tek dîn olan İslâm’a davet ve bu davete engel olmak isteyenlere karşı mücâdele etmek ve savaşmaktır. Cihâdda savaşa iştirak etmeyen kadınlar, çocuklar, deliler, öldürülemez.
  • Hazret-i Îsâ (aleyhisselâm) Allah’ın kulu ve resûlüdür. Asla Allah’ın oğlu değildir. Allahu Te’âlâ, kendisine çocuk edinmekten münezzehtir. Hazret-i Îsâ (aleyhisselâm) diri olarak göğe kaldırılmıştır. Kıyâmete yakın yeryüzüne inmesi haktır.
  • Hazret-i Mehdî gelecektir. O, Hazret-i Muhammed Mustafâ (sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin soyundan gelecek, yeryüzünün tamamına adâlet ve İslâm şerî’atıyla hükmedecektir.
  • Hazret-i Mehdî geldiğinde ictihâd edebilecek bir âlim olacak, ictihâdıyla kuracağı mezhebde bir hata dahi olmayacak, hak dört mezhebi kaldıracaktır. O’nun zamanında O’nun mezhebine uyulmalı, O’nun zamanı gelinceye kadar Müslüman dört mezhebden biriyle amel etmeli.
  • Deccâl yeryüzünde en büyük bozgunculuk yapacak, kıyâmete yakın gelecek olan bir insandır. Kendisi (hâşâ) ben peygamberim, ben Tanrı’yım diyecek, insanları kendisine tabi kılarak cehenneme sevk edecektir. Allahu Te’âlâ bizi onun fitnesinin şerrinden korusun. Âmîn.
  • Peygamberlerin mu’cizelerini bildiren haberleri yanlış yorumlarla sıradan birer tabiat olayı olduğunu sanmak yanlıştır. Olağan şeyleri yaratan Allah’tır (celle celâlühû), olağanüstü şeyleri yaratmaya da kâdirdir. Kâinâttaki hiçbir şey ve olay O’nun kudreti olmadan olamaz.
  • Kur’ân-ı Kerîm mahlûk, yani sonradan yaratılmış değildir, Allah’ın ezelî ve ebedî kelâm sıfatıdır. Kur’an’ı yazan mushaflar, kağıtlar, O’nu okuyan dillerden çıkan sesler ise mahlûktur.
  • Kıyâmet günü haktır. İnsanların kıyâmet günü mahşerde toplanması mizan, hesab, sırat ve bunun gibi Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin haber verdiği her şey olacaktır. İnsanların dirilmesi, mahşerde toplanması ve cennet ya da cehenneme dağılması hem ruh hem bedenle birlikte olacaktır.
  • İmânsızlıktan ve inanç bozukluğundan sonra en büyük günâh beş vakit namaz kılmamaktır. Beş vakit namaz kılmamak; içki içmekten, zinâ yapmaktan, hırsızlıktan daha büyük günâhtır.
  • Hayız (âdet) ve nifâs (lohusalık) gören kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz. Bu iki hâlde iken kılmadıkları namazları kaza etmezler, tutmadıkları oruçları kaza ederler.
  • Tasavvuf haktır. Tasavvufu öğreten hak tarikatlar, mürşid-i kâmiller kıyâmete kadar var olacaktır.
  • Tasavvufun kaynağı Kur’ân ve Sünnet’tir.
  • Evliyânın rûhâniyetlerinden yardım istemek şirk değildir, yaratanın Allah’tan başkası olduğuna inanmak şirktir. Evliyânın rûhâniyetinden yardım istemekle bir babanın çocuğundan su istemesinden istemek yönünden hiçbir farkı yoktur. İkisi de şirk değildir.
  • Hak yoldaki bir mürşid-i kâmil bulmak büyük bir nimettir. Bu nimete kavuşmak için Allah’a du’â etmeli. Bunun için du’â edene Allahu Te’âlâ inşâellah bir mürşid-i kâmil nasip edecektir.

|| Alî Muhammed ||

Cevap bırakın