Şimdi Üye Ol

Giriş

Şifremi Unuttum

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Bir bağlantı alacaksınız ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş

Şimdi Üye Ol

Hesap oluşturarak soru sorabilir ve sorduğun soruları takip edebilirsin, hesap oluşturmak için birkaç saniyeyi ayırmalısın.

İslama adanmış bir ömür:İmam Serahsi (r.a)

İslama adanmış bir ömür:İmam Serahsi (r.a)

Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdulillahi rabbil alemîn. Vessalatu ve’sselamu  ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmaîn.

  Özellikle sünneti bir şekilde devre dışı bırakmak isteyenlerin bulunduğu şu günlerde bu tavrımız daha önemli bir hale gelmiş bulunmaktadır. Yine alini ve ashabını salavatta zikretmemiz de en hayırlı nesli örnek almamız ile alakalı bir durum olmakla beraber ashab-ı kirama ta’n etme cür’etinde bulunan bid’at ehline de en güzel bir cevaptır. Zira Rasulullah efendimiz aleyhissalatu vesselam:

“Size iki şey bırakıyorum ki, onlara tutunduğunuz müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve Peygamberi’nin sünneti.(“Muvatta, kader 3)

ZİNDANDAN KALPLERE SESLENİŞ: İMAM SERAHSİ

Ebû Hanîfe’nin açtığı fıkıh çığırından ve kurduğu fıkıh okulundan bir çok âlim ve hukukçu yetişmiştir. Bunlardan biri de, İmam Serahsî’dir. Esas adı, Ebû Bekr Muhammed b. Ebû Sehl Ahmed’dir. “Şemsü’l-Eimme”, doğrusu “imamların güneşi” ve “Fahru’l-İslâm” kısaca “İslam’ın iftihar kaynağı” olarak da bilinir. Serahsî, hem öğrencilik yılları esnâsında bununla beraber hocalık yaptığı yıllarda Buhârâ’da yaşamış olup Karahanlılar devleti âlimlerinden birisidir. Eserlerini Arapça olarak kaleme almıştır.

İmam Serahsî, bugün Türkmenistan sınırları içinde yer alan ve İran’ın Meşhed şehriyle Türkmenistan’ın Merv şehirleri içinde kalan Serahs şehrinde tahmînen hicrî 400 yılında dünyaya gelmiştir. Bu şehir Hz. Osman zamanında Abdullah b. Hâzim es-Sülemî tarafınca fethedilerek İslâm ülkesi topraklarına iştirak etmiştir.
Serahsî, Karahanlılar döneminde yaşamıştır. Bu dehemmiyet, bir yandan hükûmet ile ulemâ arasında anlaşmazlıkların ve gerginliklerin yaşandığı, öteki taraftan halkın haksız vergiler sebebiyle muzdarip olduğu bir dönemdir. Serahsî de bu haksız vergilere bizzat karşı çıkmış ve zindana atılmıştır. O, bu konuda şöyle demiştir: “zamanımızda devlet görevlileri haksız yere vergiler îcâd etmektedirler. Kimin bu haksızlığa karşı durabilecek gücü varsa bu tutum onun için doğru bir davranış olacaktır. Zulme engel olmaya gücü yetmeyen kimseler ise isterlerse bu vergiyi verebilirler…” bununla beraber bu dönem İslâm coğrafyasının çeşitli bölgelerinin haçlı hücumlarına maruz kaldığı dönemdir.
İmam Serahsî’nin öğrenim yaşamı Buhârâ’da geçmiştir. Dolayısıyla ders aldığı hocalarının hepsi Buhârâ’dadır.

Serahsî hakkında bilgi veren kaynaklar onunla ilgili olarak şu ifadeleri kullanırlar: İmam, kadı, müctehid, Maverâünnehir’in en büyük ve en meşhur Hanefî fıkıhçısı ve usûlcüsü, Hadis ilminde huccet, Kelâm ve Münâzara ilminde otoritedir. İmam Serahsî, hocası Halvânî’nin vefatı üzerine hem Şemsü’l-Eimme unvanını almış, hem de ders kürsüsünün başına geçmiştir. O ilim bakımından akranları arasında birinci sıradadır.
İlim seviyesi bakımından Serahsî, “meselde müctehid” sayılmaktadır. Yani çözüm bekleyen bir hukûkî meselede Hanefî mezhebinin kurucu imamlarından herhangi bir rivâyet yoksa o ictihâd edebilirdi. Meselede müctehid seviyesi, Ebû Hanîfe’den doğrudan ders almış olan İmam Ebû Yûsuf, İmam Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî, İmam Züfer b. Hüzeyl, İmam Hasan b. Ziyâd el-Lü’lüî’nin oluşturduğu tabakadan hemen sonra gelen üçüncü tabakadır.

Zamanının yöneticilerine haksız vergiler sebebiyle eleştiri yönelten Serahsî’nin 30 ciltlik fıkıh kitabı olan el-Mebsûd’u zindanda veya hapiste ezberinden yazdığı rivâyet edilir. Ancak tamamını olmasa da bir kısmını hapiste yazdığı kesindir. Serahsî, Doğu Karahanlıların şu üç hükümdarı zamanında hapiste kalmıştır: Şemsülmülk Nasr (460–473 h.), Hıdır Han (Nasr’ın kardeşi) (473–474 h.) ve Ahmed Han (Hıdır’ın oğlu) (474–487 h.). Bu kadar uzun süre hapiste kaldığına göre bu cezâyı gerektirecek oldukça ciddî bir suçunun olması gerekir.5 Ancak Serahsî’nin bu cezâyı hak edecek bir suç işlemediği, tok sözlü oluşu ve düşmanlarının husûmeti sebebiyle mahkûm edilmiş olduğu da söylenmektedir. Buradaki husûmetin sebebi, fıkhî bir anlaşmazlıktan ziyâde, devrinin yöneticileri ile yaşadığı itikâdî düşünce farklılığı da olabilir. O, meşhur eseri el-Mebsûd’un bir yerinde, haksız yere sürülerek hapsedildiğini, eşinden çocuğundan ve kitaplarından ayrı kaldığını, gecelerin karanlıklarında ağlayarak, göz yaşı dökerek, duâ ile huşû ile kurtuluşunu istediğini ifade etmektedir.

Serahsî, büyük bir âlim olmasının yanında, müttakî, dinî hassâsiyeti yüksek, samîmî ve ihlâslı bir âlimdir. Onun dinî hassasiyetini göstermek üzere şöyle bir olay nakledilmektedir: Serahsî, öğrencilerinden birinin kuyunun başında hazır olmadığını görünce nerede olduğunu sormuş. Orada bulunanlardan birisi arkadaşının abdest almaya gittiğini, kendisinin ise soğuk olması sebebiyle abdest almadığını söylemiş. Bu duruma kızan ve abdestsiz derse gelmenin doğru olmadığını düşünen Serahsî, “Sen bu durumdan utanmıyor musun?” diyerek ona çıkışmış, kendisinin Buhârâ’da öğrenci olduğu sıralarda bir gün ishal olduğunu, bu yüzden kırk kez abdest almak zorunda kaldığını, odasına her geri dönüşünde yazı yazdığı mürekkebinin donduğunu ve ısıtmak için koynuna soktuğunu anlatmıştır.
İmam Serahsî, yaşadığı zor şartlara rağmen Hanefî fıkhında meşhur olmuş birçok öğrenci yetiştirmiştir. el-Mebsûd adlı Hanefî fıkıh ansiklopedisi başta olmak üzere pek çok kıymetli eser de bırakmıştır. O, Mergînân’da (Mergîlân), 483/1090 yılında vefat etmiştir.

Rabbim Şefaatlerine nail eylesin.

عن admin