Bir hadis rivayetiyle ilgli soru

Soru

Hocam selamın aleyküm. Hayırlı geceler. Bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin bir sahabesine “Allah ilk olarak kendi nurundan senin peygamberini yarattı” dediği rivayet edilir. Bu hadiste geçen “Kendi nuru” ifadesini nasıl anlamalıyız? Rahatsız ettiğim için özür dilerim.

Estağfirullah kardeşimiz, ve AleykûmSelâm ve Rahmetullahî…

Meselenin iyice anlaşılması bakımından evvelâ şunu söyleyelim; bu hususta alimler çok tartışmışlardır. Bu gibi hadislerin uydurma olduğunu söyleyenler de, manâsının doğru olduğunu söyleyenler de vardır. Biz hadis-i şerifleri tek tek inceleyip sıhhatlerine bakmayacağız. Ancak, sorunuza cevap oluşturması bakımından “kendi nuru” ifadesinden anlaşılması gerekeni söyleyeceğiz. İnşaâllâh…

İtikadımız odur ki, bu gibi rivayetler manâ bakımından doğrudur. Bu yüzden verilecek olan manâ ve anlaşılması gereken kasıt, itikad esaslarımıza uygun olmalıdır. Dayanak ve emsal oluşturması bakımından ilgili hadis-i şerif rivayetlerine benzer bir ayet-i kerime ile meseleye girip, akâbinden cevabınızı yazalım:

ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ

“Sonra ona düzgün bir şekil vermiş ve ruhundan ona üflemiş; sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz” [Secde/9]

Secde suresi 9. Ayet-i Kerîmesinde geçen ibare açıktır: “…ve ruhundan ona üflemiş…” işte bizim hadis-i şerifteki “kendi nuru” sözünden maksadı anlayabilmemiz için, evvelâ ayet-i kerimedeki “kendi ruhu” sözünün maksadını bilmemiz gerekir.

Ehl-i sünnet müfessirlerimiz mezkur ayetteki “kendi ruhu” ifadesinin manâsıyla ilgili,

Ömer Nasuhi Bilmen (rahimehullâh) : “Allâhû teâlâ insanı şereflendirmek, üstün bir varlık, şerefli bir mahluk olduğunu göstermek, Rabbi ile olan münâsebetini izhâr etmek maksadıyla insanı kendisine nisbet etmiştir. Hatta sırf bu yüzden şöyle buyurulmuştur: ‘Kendini bilen, Rabbini bilir.” [Ruhû’l-Beyân/6. Cilt/Sf.392]

Vehbe Zuhâyli (rahimehullâh) : “Cenab-ı Hak insana değer vermek ve onun gayet hayret verici bir yaratık olduğuna ve onun şanı­na işaret etmek üzere kendi ruhundan manasında (مِنْ رُوحِه۪) ifadesini kullanmıştır.” [et-Tefsirü’l-Münir/11. Cilt/Sf.195-197]

Fahreddin-i Razî (rahimehullâh) : “Cenâb-ı Hak “من روحه” buyurmuştur. Buradaki “ruh” kelimesinin, Allah’ın zâtına nisbet edilmesi, tıpkı (beyt-ev) kelimesinin Allah’a izâfe edilip de “Beytullâh, Allah’ın evi” denilmesi gibi, teşrif ve gaye vermek içindir. Bil ki hristiyanlar, Allah’a yalan uydurarak, “İsa ruhullâhtır, o halde onun oğludur.” diyorlar; halbuki onlar, “…ve insana ruhundan üfledi…” ifadesinden hareketle, her insanın Allah’ın ruhundan olduğunu anlamıyorlar. Ayet’in bu ifadesi, “O’nun mülkü olan ruhundan” demek olup, tıpkı bir kimsenin, “Evim, kölem…” demesi gibidir. Cenâb-ı Hak, insana, cisminden verdiğini söylememiştir. Çünkü şeref, ruh ile olur. Böylece Cenâb-ı Hak, ruh üflenmesinden kaynaklanan işitme, görme ve bilme gibi şeyleri, cisme değil, ruha nisbet etmek üzere “sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz” buyurmuştur.” [Tefsirû’l-Kebir/18. Cilt/Sf.201-202]

Kâdı Beydâzî (rahimehullâh) ilgili ayetin tefsirinde aynı manâda cümleler kullanır. İmâm Kurtubî’nin tefsirinde bu husus ile ilgili açıklamalar ekseriyetle [Nisa/171] ayetin izâhatlarında “Hazret-i İsa’ın (aleyhisselâm) bababız olması” başlığı altında incelenmiştir. İlâ ahir…

Maksat hasıl olmuştur.

Tıpkı ayet-i kerimede “kendi ruhu” ifadesine verilen manâ gibi sizin sorunuzdaki “Kendi nuru” ifadesinden maksat ve anlaşılması gereken, Rasulullâh (s.a.v) efendimizin mükemmeliyetine, tahir oluşuna, Allah indinde şanının büyüklüğüne ve şerefinin azâmetine, tüm bunlarla birlikte ismet sıfatına delâlet eder. Nur ile ruh arasında bir fark vardır. Her insan “Allah’ın mülkü olan ruhundan” yaratılmıştır ancak, sadece bir insan, yani Rasulullâh (s.a.v) “Allah’ın mülkü olan nurundan” yaratılmıştır. Buradaki nurdan kastın, Rasulullâh’ın (s.a.v) yaratılmışların en şereflisi, en üstünü, en temizi, en güzeli, en sevgilisi, Allah’a en yakını, Allah’ı en fazla seven, Allah’ın en fazla onu (s.a.v) sevdiği… Yani yaratılmışlar içerisinde Rasulullâh’a (s.a.v) has kılınmış, sırf ona mahsus tüm özelliklerin manâları ifade edilir, ve bu böylece anlaşılmalıdır. Allâhû A’lem…

Selâmetle…

0
Cartcurt154 1 hafta 0 Cevaplar 54 görünümler 0

Bir cevap bırakın

Araştır
Araştır