Tasavvuf

Soru

Selamlar,bir şeyhi düşünüp ondan nasıl istifade ediliyor? Aklıma takıldı

Metodik olarak baktığımızda Ashâb-ı Kirâm’ın (r.a.e) her zaman Rasulullâh’ın (s.a.v) çevresinde O’nu (s.a.v) müşahede ederek, O’na (s.a.v) sual ederek, O’nu (s.a.v) seyrederek, O’nu (s.a.v) severek, O’nun (s.a.v) sevdiğini severek, sevmediğini sevmeyerek; ahlakını, edebini, hayâsını… Hulâsa O’nun (s.a.v) zahir gözlere inkişaf etmiş, müşahede ile fehim ve idrak edilen maddi ve manevi tüm hâllerini, insan bedenine giydirilmiş deri gibi hayatlarına giydirdiklerini görürüz.

Ehl-i Sünnet olmak şartı ile tasavvuf devleti, tarikat okullarını bu metod üzerine inşa etmiştir, ve ihyâ etmektedir… Tasavvuf bu çizgiden bakıldığında; müridinden mürşidine, seyrinden salikine her unsuruyla İslâm şeriatının ahlak okuludur. İlme şuur katma ocağıdır. Tasavvuf, İslâm bilincinin medresesidir.

“Şeriatsız tarikat zındıklıktır.”

Tasavvuf ve tarikat, yukarıda bahsedilen bu metodun bir emsalidir. Şüphesiz ki şeyh peygamber değildir. Günahsız da değildir. Hatasız da değildir. Her şeyi bilen de değildir. Ancak şeyh, esas adıyla mürşid, müridin nazarında kriterlerini İslâm şeriatının belirlediği bir şekilde, kul gayretiyle yakalanmış en üst seviyede ahlâklı, hayâlı, tevazulu, zühd ve takva sahibi, sünnet-i seniyye’ye ittibası tam, alim, arif, şeriattan kıl kadar şaşmayan kişidir. Mürşid; müridinin Allah’ın(c.c) rızasını kazanmaya çalışırken tuttuğu ideal kul modelidir. Bu yüzden Ashâb’ın (r.a.e) metodu üzere mürid, mürşidinin hayâtına bakar, ahlakına bakar, hayâsına bakar, itikadına bakar, şeriatına bakar… Elhasıl mürid, tasavvufi bir terim ile, seyr-i sûluk halindedir. Mürşidini seyreder. Haliyle hallenmeye, ahlakıyla ahlaklanmaya, edebiyle edeplenmeye -ilâ ahir- onu bir elbise gibi giymeye çalışır. Mürşid, müridin İslâm-Ahlak kitaplarında okuduğu malumatların tecessüm etmiş halidir. Müşahede, mütalaadan daha tesirlidir ve kalıcıdır…

İşte istifade böyle olur.

Ves-Selâm…

0
Anonim 2 ay 0 Cevaplar 170 görünümler 0

Bir cevap bırakın

Araştır
Araştır